Sees sun going down"
Böylece başlıyorum blog hayatıma, yeni bir öğreti olacak benim için, belki de sizin için. Neden olmasın? Dünya hiç bu kadar küçülmemişti, beynimizin algıladığı iletiler hiç bu kadar artmamıştı. Hayatımızın her yerinde bir şeyler görüyoruz ve bilincimiz bunu algılıyor. Reklam afişleri, kitap satırları, bize gelen bir mail, sayfalar, dersler, görsel zevkler, yoldan geçerken duyduğumuz müzik, konuşmalarına kulak olduğumuz yabancı insanlar... Tüm bunlar ,evet, bu döneme özgüler. Ve dünya hiç bu kadar küçülmemişti. Bu küçük dünyada ya da "küreselleşen" dünyada ben niye sizin bilgilerinize bir şeyler ekleyemem ki?
"And the eyes in his head,
See the world spinning 'round"
Küreselleşmek genişlik belirtmez midir? Halbuki biz o küreselliği, her yerde her daim algılıyoruz. Yukarıda saydıklarım halinde. Küresellik ,çok geniş bir alan halbuki, küçük mekanlara ve anlara sıkıştırmaktayız. Dünya düzlemini, koordinatlarını, kıtalarını, yeryüzü şekillerini bir haritaya sığdırdığımızda bütün ayrıntıları fark edebiliyor muyuz? Dünya gibi üç boyutlu şekli, küreyi iki boyuta aktarırken zorluk çekmiyor muyuz? Ama anın içinde ve mekanın içinde o küreselleşmeyi tam anlamıyla hissedemeyeceğimiz halde onu kendi gözlerimizle gördüğümüz çevremize aktarmaya çalışıyoruz. Halbuki buna lüzum yok! Biz zaten bu kürede yaşıyoruz, küreselleşmek her şeyi bilmeye çalışan çağdaş insanın uydurması! Biz anın içindeyiz, bu mekanın parçasıyız. Hani Nasrettin Hoca'ya sormuşlar da "Dünyanın merkezi ayağımın bastığı yerin altıdır" demiş. Dünyanın merkezini aramayın, bulamazsınız. Dünyanın merkezi sizsiniz.
Sevgilerle...
"And the eyes in his head,
See the world spinning 'round"
Küreselleşmek genişlik belirtmez midir? Halbuki biz o küreselliği, her yerde her daim algılıyoruz. Yukarıda saydıklarım halinde. Küresellik ,çok geniş bir alan halbuki, küçük mekanlara ve anlara sıkıştırmaktayız. Dünya düzlemini, koordinatlarını, kıtalarını, yeryüzü şekillerini bir haritaya sığdırdığımızda bütün ayrıntıları fark edebiliyor muyuz? Dünya gibi üç boyutlu şekli, küreyi iki boyuta aktarırken zorluk çekmiyor muyuz? Ama anın içinde ve mekanın içinde o küreselleşmeyi tam anlamıyla hissedemeyeceğimiz halde onu kendi gözlerimizle gördüğümüz çevremize aktarmaya çalışıyoruz. Halbuki buna lüzum yok! Biz zaten bu kürede yaşıyoruz, küreselleşmek her şeyi bilmeye çalışan çağdaş insanın uydurması! Biz anın içindeyiz, bu mekanın parçasıyız. Hani Nasrettin Hoca'ya sormuşlar da "Dünyanın merkezi ayağımın bastığı yerin altıdır" demiş. Dünyanın merkezini aramayın, bulamazsınız. Dünyanın merkezi sizsiniz.
Sevgilerle...
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder